1700 yıldır toprağın altında bekliyordu: Hala ilk günkü gibi parlıyor

Hollanda’nın sakin ve sıradan bir vadisinde yürütülen doğa koruma projesi, insanlık tarihini baştan yazacak bir arkeoloji şölenine dönüştü. Bilim insanları, tek bir bölgede Taş Devri’nden İkinci Dünya Savaşı’na kadar uzanan 3.000’den fazla tarihi eser keşfetti. Buluntular arasında parıl parıl parlayan 1600 yıllık altın bir yüzük ve fermuarın atası sayılan gizemli bir giysi iğnesi de var.

Hollanda’nın Drenthe eyaletindeki Nieuwe Drostendiep akarsu vadisinde aslında her şey bir doğa rezervi alanı oluşturma planıyla başladı. Ancak iş makineleri toprağa girmeden önce, bölgenin tarihi dokusunu korumak adına arkeologlar göreve çağrıldı. Yapılan kazılar, uzmanların en çılgın beklentilerini bile aşarak tam anlamıyla bir “tarih ambarı” ortaya çıkardı. Topraktan çıkarılan 3.000’i aşkın eserin en az 600 tanesinin “üst düzey tarihi öneme” sahip olduğu açıklandı.

Drenthe eyalet yönetimi yaptığı resmi açıklamada, “Buluntuların ölçeği, çeşitliliği ve olağanüstü derecede iyi korunmuş olması bu keşfi gerçekten benzersiz kılıyor” ifadelerini kullandı.

TOPRAK KATMANLARI GÜNÜMÜZE KADAR BOZULMADAN KALDI

Arkeologlar, akarsu vadilerinin tarih boyunca insanlar için sadece birer su kaynağı değil, aynı zamanda hayati seyahat rotaları, avlanma alanları ve hatta manevi/kutsal mekanlar olduğunu belirtiyor. Nieuwe Drostendiep’i özel kılan ise, bölgedeki toprak katmanlarının yüzyıllar boyunca neredeyse hiç bozulmadan kalması oldu. Bu sayede binlerce yıllık objeler, sanki dün toprağa bırakılmış gibi kusursuz bir kondisyonda gün yüzüne çıkarıldı.

Kazı alanından çıkan eserlerin yelpazesi insanı hayrete düşürüyor:

-Taş ve Tunç Çağı’na ait ilkel av ve el aletleri,

-Milattan Önce 2. yüzyıldan başlayıp Orta Çağ’a kadar uzanan göz alıcı takılar,

-Seksen Yıl Savaşı (Hollanda İsyanı) dönemine ait askeri materyaller,

-İkinci Dünya Savaşı’nın izlerini taşıyan modern ordu ekipmanları.

1600 YILDIR PARLAMAYA DEVAM EDEN ALTIN YÜZÜK

Keşfedilen binlerce nesne arasında iki tanesi var ki, arkeologların göz bebeği haline gelmiş durumda. Bunlardan ilki, Milattan Sonra 3. veya 4. yüzyıla (Roma Dönemi) ait altın bir yüzük. Altının paslanmaya ve kararmaya karşı doğal direnci sayesinde, yüzük yüzlerce yıl toprak altında kalmasına rağmen ilk günkü parlaklığıyla parıldıyor.

Diğer büyüleyici buluntu ise Milattan Sonra 10. veya 11. yüzyıla ait bir fibula (çengelli iğne). Antik dönemde kıyafetleri birbirine tutturmak için kullanılan bu ikonik iğne, günümüz modasının vazgeçilmezi olan düğme ve fermuarın tarihsel atası olarak kabul ediliyor.

HOLLANDA TOPRAKLARI HALA GİZEMLERLE DOLU

Aslında Hollanda, son dönemde hem profesyonel arkeologların hem de metal detektör meraklılarının peş peşe yaptığı keşiflerle gündemde. Yakın zamanda ülkede; pagan tanrılarına adanan ritüellerde kullanıldığı için “Şeytanın Parası” olarak adlandırılan 1.300 yıllık 100 adet altın ve gümüş sikke bulunmuştu. Bir şehir meydanında ise eşyalarıyla birlikte gömülmüş bir Roma askerinin mezarı ve başka bir bölgede 1.000 yıllık nadide bir kılıç ortaya çıkarılmıştı.

Ancak Nieuwe Drostendiep vadisini tüm bu keşiflerden ayıran şey, tek bir lokasyonun insanlık tarihinin neredeyse tüm evrelerine ev sahipliği yapmış olması. Şimdi uzmanlar, çıkan binlerce eseri temizlemek, kataloglamak ve laboratuvar ortamında incelemek için yoğun bir mesai harcıyor. Bu eşsiz hazinenin ilerleyen dönemde yerel bir müzede sergilenmesi ve insanlığın binlerce yıllık hikayesini ziyaretçilere sunması planlanıyor. Keşif, en sıradan görünen manzaraların bile ayaklarımızın altında keşfedilmeyi bekleyen binlerce yıllık hikayeler sakladığını bir kez daha kanıtlıyor.